Uzun Mehmet: İlk Taş Kömürü Madeni Şehidimiz

Uzun Mehmet: İlk Taş Kömürü Madeni Şehidimiz

Uzun Mehmet ismini bir çok kişi duymamış olabilir,

Kendisi Zonguldak’ın bir köyünde taş kömürünü bulan kişi olarak bilinir.

Ancak,

Uzun Mehmet, ilk taş kömürü madeni şehidimizdir de aynı zamanda…

Taş Kömürüne İhtiyaç Artıyordu

II. Mahmud dönemi,

Yani 1800’lü yılların başı…

Sanayiinin bel kemiği taş kömürü,

Ve,

Yurt içinde bulunmadığı için, ihtiyacı karşılamak amacıyla kömür İngiltere’den ithal ediliyor.

Dışarıdan getirilen taş kömürü için talep edilen çok yüklü miktarda ücret, hazinenin ödemelerde zorluğa düşmesine,

Hatta bir noktada karşılayamayacak duruma düşmesine neden oluyor.

Akıllara pragmatik bir çözüm gelir:

Eğer ihtiyaç duyulan kömür Osmanlı topraklarında mevcutsa, 

Ve,

Yerli kömür kaynakları bulunup ülkeye kazandırılabilirse, dışa bağımlılıktan kurtulunabilir…

İvedilikle devletin tüm kademelerine konu ile ilgili yazı ve taş kömürü numuneleri gönderilir,

Ve dahi,

Bu değerli taşlardan buldukları takdirde İhsan-ı Şahaneye (İhsan-ı şahane: padişahın ödüllendirilecek kişiye bahşettiği maddi ihsanlar) mahzar olacakları bildirilir.

Fermanın tam adı ise “Memalik-i Şahane dahilinde siyah taşın taharrisi” olarak geçiyor.

İşte, 

Uzun Mehmet de tam böyle bir dönemde, askerliğini bahriyeli olarak yapmaktaydı…

Ferman gereğince terhis edilen erlere de kömür numuneleri gösterilerek, bunları köylerinde araştırmaları istenmiş,

Teşvik etmek amacıyla ödüller dahi vaad edilmiştir. 

Türkiye Cumhuriyeti’nin İlk İli Olan Zonguldak’ın Adı Nereden Gelir?

Evet, doğru okudunuz…

Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk ili ne Ankara, ne İstanbul, ne de İzmir’dir;

İlk ilimiz Zonguldak’dır…

1 Nisan 1924 tarih ve 491 sayılı Teşkilat- ı Esasiye Kanunu’ nun 60. maddesine göre sancaklar kaldırılınca, Zonguldak bağımsız mutasarrıflığı vilayet yapılmıştır.

Zonguldak adının kaynağı ile ilgili ise çeşitli rivayetler var:

Sazlık ve kamışlık anlamına gelen “zongalık“,

Bölge eskiden bataklık olduğu için yaygın bir hastalık olan sıtmanın titremesini tarifen “zonklamak“,

Ve bir başka hikayeye göre ise, sisli bir havada gemisiyle buraya giren kaptanın sis kalktıktan sonra burası “zongalık imiş” sözcüklerinin zamanla Zonguldak ismine evrildiği söylenmektedir.

Bir başka görüşe göre;

Göldağı’nın nirengi noktası alınması sonucu, Fransızların Göldağı kesimi ya da bölgesi anlamına gelen “Zone Ghuel Dagh” ın Türkçe okunuşundan almıştır.

Uzun Mehmet’in Taş Kömürünü Araması

Uzun Mehmet, tersane askerliğinden terhis edilince memleketi Zonguldak’ın Ereğli ilçesine bağlı Kestaneci Köyüne döner.

Rivayet olunur ki…

Bir gün Uzun Mehmet değirmene un öğütmeye gider;

Ancak fikrinde, zikrinde hep o kara taşı bulmak ve İstanbul’a götürmek vardır.

Aslında bölge köylüleri kara taşı tanıyor ve biliyorlardı,

Ancak,

Ne işe yaradıkları hakkında bir fikirleri yoktu…

Çünkü,

Tüm çevre ormanlık olduğu için ziyadesiyle odun vardı,

Ve,

Başka bir ısı kaynağına hiç ihtiyaç duymamışlardı.

Uzun Mehmet değirmene vardığında önünde epeyce bir sıra olduğu için yükünü boşaltıp, Neyren Deresi civarında dolaşmaya başlar…

Bu esnada moloz yığınları arasında bir takım kara taşlar görür.

Acaba bunlar komutanının gösterdiği kömür denen şey miydi?

Emin olmak için yanına birkaç parça alır,

Değirmene geri döner,

Ve,

Bu kara taşları değirmende yanmakta olan ateşe atar atmaz “Buldum” diye haykırır…

İşte o gün takvim yaprakları 8 Kasım 1829’u göstermektedir!!!

Uzun Mehmet Kömürü Bulmuştu…

Uzun Mehmet kömürü bulmuştu bulmasına da,

Bu kara taşların kaynağı neresiydi, nereden gelmişti bu parçalar dere yatağına?

Asıl önemli olan kömür damarını bulabilmekti.

Ertesi gün erkenden kazmasını ve küreğini eşeğine yüklediği gibi dere boyunca yukarı doğru araştırmaya başlar. 

Köseağzı dolaylarına geldiğinde siyah bir toprak kesimine vurur kazmasını…

Evet,

Buradan çıkanlar da, bir gün önce değirmende ocağa attığı taşların aynısıydı.

İçi içine sığmıyordu,

Komutanlarının ezberine soktukları “En büyük vatan görevi” gerçekleşiyordu.

Artık İstanbul’a gidip müjdeyi vermesi kaçınılmazdı,

Lakin oraya varmak için günler boyu yürümesi gerekmekteydi,

Ve,

Aylardan kasımdı…

Kış kıyamette yollarda donup kalabilir, kurda kuşa yem olabilirdi.

İçi buruk da olsa mecburen ilkbaharda gitmeye karar verir.

Zamanı geldiğinde de heybesine doldurduğu kömürleri sırtına vurarak düşer yollara Uzun Mehmet…

Günler süren yorucu bir yolculuk sonrası İstanbul’a ulaşır,

Komutanlarını bulur,

İncelemeler sonucu çok iyi kalitede bir kömür bulduğu anlaşılır…

Artık gemilerimiz fabrikalarımız ve trenlerimiz öz malımız olan kömürle işleyecekti. 

Dış ülkelere avuç avuç giden paralarımız kendi kasamızda kalacaktı. 

Hemen II. Mahmut’a kömürün bulunduğu müjdelenir, 

Bu haberden ziyadesiyle memnun olan padişah, Uzun Mehmet’e o zamanın parasıyla 500 kese altın ikramiye verir, ek olarak ölünceye kadar da 600 kuruş aylık bağlar. 

Uzun Mehmet sevinç ve bir o kadar da gurur içinde artık köyüne dönebilirdi artık…

Uzun Mehmet İçin İşler Tersine Dönmeye Başlar

Uzun Mehmet’e ne oldu ise bundan sonra oldu… 

Kömürü buluşu, İstanbul’a gidiş ve dönüşü çevresinde kulaktan kulağa yayılmaya başlar. 

Hele hele sultan tarafından ikramiye verilip, üstüne bir de aylık bağlandığı öğrenilince bir takım kötü insanların kuduz öfkeleri büsbütün kabarmıştır. 

O devirde Ereğli’de Hacı İsmail Ağa isminde muktedir, ancak bir o kadar da gaddar ve içten pazarlıklı bir bey yaşamaktadır.

Hünkarın fermanını o da duymuş,

Ve,

Dört bir yanda kara taşı araştırmaktaydı ki, bu sayede İstanbul’un gözüne girip valilik kopartmayı planlıyordu.

Ereğli’de Uzun Mehmet adında bir köylü kömürü bulur da, kendisine duyurulmadan nasıl padişaha götürülürdü?

Düşündükçe öfkesi katlanıyor, 

Valilik umutlarının suya düşmesi Hacı İsmail Ağa’yı Uzun Mehmet’e iyiden iyiye kinlendiriyordu.

Ancak intikamını göstere göstere alamazdı, 

Kıskançlık ve haseti yüzünden Uzun Mehmet’e zarar verdiği duyulursa değil valilik, elindeki beylik sıfatı bile tehlikeye düşebilirdi.

Uzun Mehmet köye dönüşünden bir süre sonra İstanbul’a çağrıldı. 

İstanbul’dan yanına adamlar katılacak,

Birlikte köyüne dönülecek,

Ve,

Uzun Mehmet bulduğu kömür damarının yerini onlara gösterecekti.

Karanlık geleceğinden habersiz olan bu temiz ve saf köylü çocuğu, bu talimat üzerine tekrar İstanbul’a gider. 

Ve..

İstanbul’da Leblebici Hanında kalmakta iken, alçak Ereğli Beyi İsmail Ağanın gönderdiği iki hain haydudun kirli elleriyle boğularak öldürülür…

Kara elmas adı verilen taş kömürünü bulan,

En büyük vatan görevini ifa eden, 

Ülkesinin sanayisini dışa bağımlı olmaktan kurtaran, hatta o dönem için sanayi hamlesi yapılmasına vesile olan,

Saf,

Temiz,

Vatansever bir köylü çocuğu ilk taş kömürü şehidi olarak yerini alır.

Bugün ağır sanayinin ekmeği demek olan maden kömürünü ilk bulan milli kahraman, bu suretle keşfini aynı zamanda kendi canıyla suladı…

Milli servetimizin başlıca kaynaklarından biri kömür hazinelerimizin kaşifi Uzun Mehmet adlı Türk çocuğu, paha biçilemez buluşunu hayatıyla ödemiş oldu.

Bugün her siyah kömürde Uzun Mehmet’in kara alınyazısı bulunurken, 

Onun vatan aşkı, 

Yurt ve ulusuna hizmet sevgisi, 

Yanan her kömürde bir kor gibi parlamaktadır…

Okuma Önerisi: Madenci Kenti Gerçekleri


Yalnızca yeni yayınlanan yazılardan

haberdar olmak için

PaylaşıYorum listesine katılın…


Aşağıdaki yazılar da ilginizi çekebilir:

Yalnızca yeni yayınlanan yazılardan

haberdar olmak için

PaylaşıYorum listesine katılın…


August Landmesser’in hikayesine buradan ulaşabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir