Halepçe Katliamı : O Gün İnsanlık Bir Kere Daha Ölmüştü

Halepçe Katliamı : O Gün İnsanlık Bir Kere Daha Ölmüştü

Dünyanın başka bir ucunda yaşayanların acısını içimizde hissedemiyorsak, insanlığımızın eksik olan kısmını sorgulamalıyız…

Ne farkeder tanımıyor olmamız onları?

Önemi var mı belki de onlarla hayatımızda bir kerecik bile karşılaşmayacak olmamızın?

Yoksa sadece sevdiğimiz, bildiğimiz insanların mı acısını acımız bilebiliriz?

Oysa ki insanlığa yapılmış bir zulüm, her birimize teker teker işlemez mi aslında?

Otuz dört yıl önce, 16 Mart 1988’de dönemin Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin, modern çağın en kötü zulümlerinden birini gerçekleştirdi:

Halepçe Katliamı ile binlerce sivilin zehirli gazla öldürülmesi !!!

O gün 5.000 kişi (gayri resmi rakamlara göre 7.000 kişi) dakikalar içinde öldü. 

Onbinler ise yaralandı, sakatlandı veya uzun vadeli sağlık sorunları yaşadı.

*** Aşağıdaki video herkes için uygun olmayabilir; Halepçe Katliamı ‘na dair görüntüler içermektedir.

Halepçe Katliamı

Oysa ki o masum siviller,

Duydukları “tatlı elma kokusunun” ölümlerine yaklaştıklarının işareti olduğunu bilmiyorlardı!!!

16 Mart sabahını Halepçeliler, havada yoğun bir tatlı elma kokusuyla karşılamışlardı.

Ne olduğunu anlayabilmek için sokaklara döküldüler; 

En meraklılar da çocuklardı şüphesiz…

Etrafta bu güzel (!) kokunun kaynağını aramaya başladılar.

Dışarıda elma kokusu arttıkça, derilerinde de yanma hissettiler.

Yanma şiddetlenmeye başladı,

Gittikçe daha da şiddetlendi.

Bir süre sonra da derileri morarmaya ve büzüşmeye başladı.

Kendilerini can haliyle suya attıklarında ise o masum bedenleri kavruldu, sanki asit dolu bir havuza girmişçesine…

Çoğunluğu bebek ve çocuk olmak üzere binlerce masum sivil ölümün nereden geldiğini anlayamadan,

Dünyanın gözü önünde,

Saddam’ın modern dünyadan satın aldığı kimyasal silahlarla,

Sessiz sedasız teslim etmişlerdi bedenlerini sonsuzluğa…

Sorsanız “o amaçla kullanacağını, bunları yapacağını bilmiyorduk” derler,

Sanki kimyasal kitle imha silahlarını, adamın zirai ilaçlama için kullanacağını sanıyormuş gibi!!!

Ateş yanmadan,

Bedenlerinden duman tütmeden,

Diri diri yanarak ölmüştü binlercesi!!!

Gerçekte ölen ise İNSANLIKTI…

İlk değildi Halepçe katliamı, 

Ne yazık ki son da olmayacaktı…

Amerika kıtasında Kızılderililer,

Afrika’da zenciler,

Avustralya’da Aborjinler,

2. Dünya Savaşında Yahudiler,

Çin’ de Uygur Türkleri,

Filistin,

Ruanda,

Srebrenitsa,

Hocalı…

Hangi birini sayalım ki?

Bu katliamlarda ölen milyonlar değildi aslında; 

Ölen bizlerdik, 

Hepimizin içindeki insan parçasıydı yok olan…

Ve bugün,

Milenyumu çeyrek yüzyıl geçe,

Hala bir ülke başka bir ülkeyi, çıkarlarına aykırı olduğu ve ütopik bir geçmiş zaman hayalini hayata geçirebilmek için işgal ediyor…

Dünyanın orta yerinde 3 haftada 15 binden fazla kişi hayatını kaybediyor,

Ve bunların 1.700’ü sivil…

Bununla da yetinmeyip, haspam bir de nükleer silah kullanmakla tehdit ediyor.

Ahvalimiz böyle iken, 

Dünyanın “en güçlü”, “en yenilikçi” ve “en zengin” insanları sıralamasında liste başı olan Elon Musk Efendi ise çözüm olarak Putin’i kafes dövüşü yapmaya davet ediyor…

Sanırsın Zaytun haberi.

Bazen “acaba yüksek doz halüsinojen aldım da, tüm bu yaşananlar beynimin muzip oyunları mı?” diye sormaktan alıkoyamıyorum kendimi…


Yalnızca yeni yayınlanan yazılardan

haberdar olmak için

PaylaşıYorum listesine katılın…



Aşağıdaki yazılar da ilginizi çekebilir:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.