Ghanim Al-Muftah: Bir Büyük Adam

Ghanim Al-Muftah ‘ı bilir misiniz?

Açıkçası, Katar’da düzenlenen FIFA Dünya Kupası açılışına kadar ben Ghanim Al-Muftah adını hiç duymamıştım.

İşte bu yazıda BÜYÜK BİR ADAM’dan, başlıktan da tahmin edeceğiniz üzere Ghanim Al-Muftah ‘dan bahsedeceğim…

Önce Adam Olmak…

Adam kelimesi, Arapça “Adm” kökünden gelir ve köken olarak anlamı  “insanların atası, insanoğlu” olarak geçer,

Yani “adam” özünde bir cinsiyet işaret etmez…

Hatta tam olarak Necip Fazıl’ın dediği gibi:

Adam olmak cinsiyet meselesi değil,

Şahsiyet meselesidir…

Zaman içerisinde ek anlamlar yüklenerek, “erkek” kelimesi yerine de kullanılır olmuş o ayrı…

Rahmetli Bülent Ecevit’in dilimize “Adam olmak” başlığı ile çevirdiği, orjinal adı “if” olan Rudyard Kipling şiirinde ne de güzel tanımlanıyor aslında bu konu…

“Adam Olmak” şiirinin tamamı (Türkçe)

Çevrende herkes şaşırsa ve bunu da senden bilse

Sen aklı başında kalabilirsen eğer

Herkes senden kuşku duyarken

Hem kuşkuya yer bırakır hem kendine güvenebilirsen eğer

Bekleyebilirsen usanmadan

Yalanla karşılık vermezsen yalana

Kendini evliya sanmadan

Kin tutmayabilirsen kin tutana

Düşlere kapılmadan düş kurabilir

Yolunu saptırmadan düşünebilirsen eğer

Ne kazandım diye sevinir, ne yıkıldım diye yerinir

İkisine de vermeyebilirsen değer

Söylediğin gerçeği eğip büken düzenbaz

Kandırabilir diye safları dert edinmezsen

Ömür verdiğin işler bozulsa da yılmaz

Koyulabilirsen işe yeniden

Döküp ortaya varını yoğunu

Bir yazı-turada yitirsen bile

Yitirdiklerini dolamaksızın dile

Baştan tutabilirsen yolunu

Yüreğine sinirine dayan diyecek

Direncinden başka şeyin kalmasa da

Herkesin bırakıp gittiği noktada

Sen dayanabilirsen tek

Herkesle düşüp kalkar erdemli kalabilirsen

Unutmayabilirsen halkı krallarla gezerken

Dost da düşman da incitemezse seni

Ne küçümser ne de büyültürsen çevreni

Her saatin her dakkasına

Emeğini katarsan hakçasına

Her şeyiyle dünya önüne serilir

Üstelik oğlum adam oldun demektir

Rudyard Kipling’in “If” isimli şiirinin orjinali (İngilizce))

If you can keep your head when all about you  

    Are losing theirs and blaming it on you,  

If you can trust yourself when all men doubt you,

    But make allowance for their doubting too;  

If you can wait and not be tired by waiting,

    Or being lied about, don’t deal in lies,

Or being hated, don’t give way to hating,

    And yet don’t look too good, nor talk too wise:

If you can dream—and not make dreams your master;  

    If you can think—and not make thoughts your aim;  

If you can meet with Triumph and Disaster

    And treat those two impostors just the same;  

If you can bear to hear the truth you’ve spoken

    Twisted by knaves to make a trap for fools,

Or watch the things you gave your life to, broken,

    And stoop and build ’em up with worn-out tools:

If you can make one heap of all your winnings

    And risk it on one turn of pitch-and-toss,

And lose, and start again at your beginnings

    And never breathe a word about your loss;

If you can force your heart and nerve and sinew

    To serve your turn long after they are gone,  

And so hold on when there is nothing in you

    Except the Will which says to them: ‘Hold on!’

If you can talk with crowds and keep your virtue,  

    Or walk with Kings—nor lose the common touch,

If neither foes nor loving friends can hurt you,

    If all men count with you, but none too much;

If you can fill the unforgiving minute

    With sixty seconds’ worth of distance run,  

Yours is the Earth and everything that’s in it,  

    And—which is more—you’ll be a Man, my son!

Ghanim Al-Muftah

Morgan Freeman ve Ghanim Al-Muftah Sahnede Birlikte

Dünya Kupası açılış seremonisinde Morgan Freeman sahneyi, yirmi yaşındaki Ghanim Al-Muftah ile paylaştı.

Genç adam Kaudal Regresyon Sendromu adı verilen bir omurga gelişim bozukluğu ile doğmuştu,

Bu durum kişilerin alt uzuvlarının olmadığı anlamına gelmektedir.

Lakin,

Doktorlar tarafından hayatta kalma şansının çok düşük olduğu bildirilen minik Ghanim, tüm beklentileri şaşırtmayı başarır.

Dünyaya gelecek evlatlarının engelli olacağını öğrenen pek çok kişi annesine kürtaj yaptırmasını önermiş,

Ancak,

Ailesi kararlarını bu gebeliğin sonuna kadar devam etmesi yönünde verecekti..

Ve,

Bugün Ghanim ’i gören herkes, iyi ki ailesi 2002’de böylesine zor ve cesur bir duruş sergilemiş diyor olsa gerek…

Kaudal Regresyon Sendromu, insanların vücudunun alt yarısı olmadan doğmasına neden olur.

Ghanim ‘de de durum tam olarak böyle olunca,

Doğal olarak tekerlekli sandalye kullanması beklenir.

Oysa,

Ghanim,  elinde olmayan şeylere odaklanmaktansa sahip olduğu her şeyi kullanması gerektiğine inandığını söylüyor,

Ve,

Bu nedenle bir araç kullanmak yerine, elleri üzerinde hareket etmekte ısrar ediyor.

Ghanim Al-Muftah

Ghanim ‘in Yaşama Karşı Dik Duruşu…

İstenmedik durumların hayatı engellemesine izin vermek yerine, 

Yaşama karşı pozitif bir duruş, ademoğlunun tüm engelleri aşmasına olanak tanıyor.

Ve dahi,

Kişiyi istisnai ve ilham verici bir karaktere dönüştürüyor. 

Bu genç adam diplomat olmayı hedefliyormuş,

Ve halihazırda siyaset bilimleri alanında uzmanlaşmak için üniversiteye devam ediyor.

Daha ötesi bir röportajında yapmaktan en fazla keyif aldığı şeylerin tüplü ve serbest dalış, kaykay ve kaya tırmanışı gibi ekstrem sporlar olduğunu belirtiyor.

Ghanim Al-Muftah

Gel de adının hakkını veren Ghanim Al-Muftah ‘ın önünde düğmelerini ilikleme;

Adının hakkını fazlasıyla veriyor çünkü,

Köken olarak Urduca olan, ancak Arap halkları tarafından da kullanılan “Ghanim” kelimesi “hazine” anlamına geliyor…

Ghanim Al-Muftah Zorbalıklara Teslim Olmadı…

Ghanim Al-Muftah, çocukluk döneminde sınıf arkadaşlarının alayları ve zorbalıkları nedeniyle başlangıçta okula gitmekte zorlanır.

Ve sahneye, yine o cesur kadın girer…

Bu durumu bir eksiklik olarak görmeyen annesi arka planda okul idarecileri, öğretmenler ve velilerle görüşme yaparak süreci kısmen kolaylaştırmak yerine;

Ghanim ‘i sınıf arkadaşlarıyla konuşması, onlara durumu hakkında bilgi vermesi konusunda cesaretlendirir.

Ghanim Al-Muftah

Ghanim ise sadece kendi dar yaşam alanıyla sınırlı kalmayıp, çıtayı toplum için farkındalık yaratmaya yükseltir.

Onun o bulaşıcı gülümsemesi, kusursuz özgüveni ve esprili kişiliğiyle kendi durumunu benimsemede daha da ileri gider,

Sosyal medya platformlardan Tik Tok’ da iki buçuk milyon, Instagram‘da dört milyon, YouTube’da ise yaklaşık bir milyon  takipçisi olan bir fenomen haline dönüşür.

Ghanim, videolarından birinde,

“Gençliğimden beri kendimle ve değiştiremeyeceğim şeylerle barışmayı öğrendim,

Bu yüzden bedenimle barıştım, görünüşümle barıştım” derken;

Bir başka paylaşımında ise, 

“Değiştiremeyeceğimiz şeylerle uzlaşma, zayıflık değil güçtür, mutsuzluk değil mutluluktur, acı değil umuttur. Vücudumu kabul ettim ve bunun için Allah’a şükrediyorum” diyor…

Daha güzel nasıl anlatılabilirdi ki zaten…

Hayata Ghanim Al-Muftah ‘ın Gözüyle Bakabilmek

Yaşamın sistematiği dualite üzerine inşa edilmiştir.

Latince kökenli “dou” yani “iki” kelimesinden türemiş olan bu kavram, bir nevi zıtlıkların prensibi gibi görünse de;

Aslında evrende zıt olan birşey yoktur.

Herşey birbirini tamamlar, 

Birbirini içerir,

Birbirini bütünler…

Tıpkı Yin – Yang gibi…

Ne salt iyi vardır ne de kötü,

Ne sadece güzel ne de çirkin…

Bu nedenle,

Herhangi bir konuya (ya da kişiye) biz hangi anlamı yüklüyorsak işleyiş de tam olarak yüklenen anlam üzerinden ilerliyor,

Ve,

Kendisini farklı senaryolarda tekrarlıyor.

Tırtılın dünyanın sonu dediğine,

Yaradan kelebek adını vermemiş miydi?

Yani,

Sorunun kaynağı da, çözümü de insanın kendisinde;

Asıl olarak da bakış açısında…

Bizler ne düşünüyorsak, O’yuz!!!

Hepimiz kendi düşüncelerimizle ortaya çıkıyoruz,

Ve,

Düşüncelerimizle yarattığımız bir dünyanın içinde yaşıyoruz.

İyi tek başına yoktur. 

Kötü de tek başına yoktur. 

Bir şey sadece iyi olamaz, beraberinde sadece kötü de olamaz. 

Aynı anda hem iyi hem kötüdür. 

Aynı anda hepsidir ve birdir.

Olana nereden baktığındır farkı yaratan. 

Ve,

Olanı ne şekilde kabullenip benimsediğindir sonucu değiştiren.

Başımıza gelen her şey durumdur, sonuç değil…

Sonucu belirleyen şey ise durumu ne şekilde ve nasıl algılayıp benimsemeyi tercih ettiğimizdir.

Unutmayalım ki,

Cehennemde odun yoktur; 

Herkes kendi odununu kendisi taşır.

Ay doğmuyorsa yüzüne,

Güneş vurmuyorsa pencerene,

Kabahati ne güneşte, ne ayda ara…

Gözlerindeki perdeyi arala!!!


Yalnızca yeni yayınlanan yazılardan

haberdar olmak için

PaylaşıYorum listesine katılın…


Aşağıdaki yazılar da ilginizi çekebilir:

Yalnızca yeni yayınlanan yazılardan

haberdar olmak için

PaylaşıYorum listesine katılın…


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir