COVİD-19 Aşısı Kısırlık Nedeni Değildir

COVİD-19 Aşısı Kısırlık Nedeni Değildir

Bu yazıda, ” COVİD-19 aşısı kısırlık yapıyor mu?” sorusuna, bilimin verdiği kanıta dayalı cevapları bulacaksınız.

Ve aşı karşıtlarının sıkça dillendirdikleri bu spekülatif söylemin de aslı astarı olmayan, sadece kafaları bulandırmak için ortaya atılan iddialar olduğunu göreceksiniz.

Bir önceki yazıda COVİD-19 aşılarının değil, ama bilhassa COVİD-19 hastalığının erkeklerde kısırlığa neden olabileceğini detaylıca paylaşmıştım.

Aşı Değil, COVİD-19 Erkeklerde Kısırlık Nedenidir” başlıklı yazıya buradan ulaşabilirsiniz.

Aşıların herhangi bir mekanizma ile erkek ya da kadında doğurganlığa engel olması olası değil …

Zaten bu iddianın sahiplerinin ellerinde herhangi bir veri ya da kanıt da bulunmuyor;

Doğurganlık ve neslin devamı her iki cinsiyet açısından da hassas bir konu olduğu ve sadece şüphe yaratmanın bile bir karşılık bulacağını bildikleri için bu komplo teorisini her fırsatta gündeme getiriyorlar.

Aşı ile ilgili olanların çok iyi bileceği üzere, aşılara karşı olan gruplar pandemi öncesin dönemde dahi birçok aşının kısırlık yapacağı iddiasında bulunuyorlardı.

Nasıl olsa aşı karşıtlarının iddialarını kanıtlama zorunluluğu yok;

Bu nedenle ispat edemeyecek de olsalar “çamur at, izi kalsın / ortalık bulansın” mantığıyla aşılara karşı bir şüphe ve tedirginlik yaratmak istiyorlar.

Ne yazık ki bazı kişileri ikna etmekte başarılı da olmuyor değiller…

25 Ekim haftası itibariyle dünyada 6.88 milyar doz aşı uygulandı,

Ve hergün 24.16 milyon kişi aşı olmaya devam ediyor…

Bu inanılmaz büyük bir rakam.

Şu ana kadar ne mRNA ne de adenovirüs vektör aşıları uygulanan bireylerde bildirilmiş fertilite ile ilgili bir durum söz konusu değil!!!

COVİD-19 Aşısı Kısırlık Yapıyor Mu?

Amerikan Üreme Tıbbı Derneği (ASRM), mRNA aşılarının kısırlık, birinci veya ikinci trimesterde bebek kaybı, ölü doğum veya konjenital (doğumsal) anomali riskinde herhangi bir artışa neden olduğunun düşünülmediğini özellikle belirtmektedir.

Ek olarak, CDC “doğurganlık sorunlarının HERHANGİ bir aşının yan etkisi olduğuna dair hiçbir kanıt bulunmadığını” kesin bir ifade ile açıklıyor.

COVID-19 aşılarının hamile veya emziren kadınlar üzerindeki etkinliğini ve yan etkilerini değerlendirmek için şu anda birkaç klinik çalışma devam ediyor;

Bilimsel metodoloji içerisinde, doğurganlık etkilerine ilişkin verilerin ortaya çıkması biraz zaman alacaktır.

Ancak…

COVID-19 aşısı klinik çalışmaları esnasında aşılananlar da dahil olmak üzere birçok kişi zaten hamile kaldı.

Örneğin mRNA aşısı ile ilgili detaylı FDA Raporuna buradan erişebilirsiniz….

Ek olarak, ABD V-Safe güvenlik izleme sistemi verileri üzerinden hazırlanan bir çalışmada 4.800 kişinin mRNA COVID-19 aşısının ilk dozunu aldıktan sonra gebelik testinin pozitif çıktığı bildirildi.

ABD sağlık sisteminden alınan verileri kullanan başka bir çalışmada, hamile kalmadan önce COVID-19 aşısını tamamlayan (herhangi bir COVID-19 aşısı ile) 1000’den fazla kişi rapor edilmiştir.

Bir başka çalışmada ise kadınlar üç gruba ayrılarak izlemleri yapılmış:

  • COVİD-19 aşılaması ile antikor oluşanlar
  • Geçirilmiş COVİD-19 enfeksiyonu sonrası antikor oluşanlar
  • Antikor oluşturmamışlar (ne aşı ne de geçirilmiş enfeksiyon hikayesi olmayan kişiler)

Gebe kalma oranları arasında üç grup arasında herhangi bir fark bulunmamış!!!

Zaten CDC’nin Aşı Güvenliği Verilerine göre, hamile kadınların %16,3’üne gebelik esnasında en az bir doz COVID-19 aşısı uygulanmış…

COVİD-19 Aşısı ve Kadın Üreme Sağlığı İlişkisine Dair Asılsız İddalar:

Bir Araştırmada Aşının Kadın Yumurtalıklarında (Overlerde) Biriktiği İddiası: YANLIŞ

Bu hipotez, Japonya ruhsat otoritesine sunulan bir çalışmanın yanlış (biraz da bilinçli olarak yanlış) okunmasından kaynaklanmaktadır.

Aşı ruhsat başvurusu esnasında paylaşılan yüzlerce sayfalık rapordan sıçanlarda yapılan bir çalışma sonuçlarından cımbızlanmış bir bilgidir…

Bu veriyi özenle çekip, sosyal medyada servis edenlerin de gördüğü ama sansürlediği önemli bir nokta var aslında:

Toksik dozu bulmak için yapılan hayvan çalışmasında,

Sıçanlara, insanlara uygulanan dozun 1.333 kat (evet, yazı ile bin üç yüz otuz üç kat) daha fazlası verilmişti!!!

Ama aşı karşıtları sizlerle bu detay bilgiyi şeffaf bir şekilde paylaşsalardı acaba sansasyon yaratabilirler miydi ????

Ancak her mecrada “COVİD-19 aşısı kısırlık nedenidir” demekte hiçbir sakınca görmüyorlar.

Aşı Sonrası İzleme Verilerine Göre Aşıların Düşüklere Neden Olduğu İddiası: YANLIŞ

Bazı sosyal medya paylaşımlarında Birleşik Krallık İlaç ve Sağlık Ürünleri Düzenleme Kurumu (MHRA) ve ABD Aşı Yan Etki Raporlama Sistemi (VAERS) dahil olmak üzere, aşı izleme planlarında bildirilen düşükleri ön plana çıkartarak dezenformasyon yapılmaktadır.

Öncelikle hatırlatayım:

Bahsi geçen bildirim sistemlerinin arkasında bir resmi bir kuruluş olsa da giriş ve bildirim yapma hakkı herkese açıktır…

Evet, doğru anladınız,

VAERS’ e kayıt bırakmak için sağlık çalışanı olmanız gerekmiyor,

Herkes, ama aklınıza gelen herkes bildirim yapabiliyor!!!

Bu konuyu “COVİD-19 Aşısının Yan Etkileri Nasıl İzleniyor?” başlıklı yazımda tüm detaylarıyla ele almıştım; uygun olduğunuz bir zamanda incelemenizi tavsiye ederim.

Bu veri tabanlarında gerçekten de düşükler rapor edilmiştir;

Ancak bu, onlara aşının neden olduğu anlamına gelmez.

Gebe kalan kadınların bir kısmı düşük yapmaktadır; ne yazık ki aşı olsalar da olmasalar da bazı kadınlar bu istenmedik olayla karşılacaktır…

Önemli olan bir durumun, aşı öncesi dönemde toplumda görülen sıklığına göre bir artış olup olmadığıdır!!!

En saygın bilim dergilerinden biri olan The New England Journal of Medicine (NEJM)’ de yayınlanan bir çalışmada, aşılı kişilerde gözlenen düşük oranının genel popülasyonda beklenen oran olan %13.9 olduğu bulunmuştur.

Yani COVİD-19 aşısı ile kısırlık arasında bir ilişki mevcut değildir…

Hatta ilginç bir şekilde baş ağrısı, myalji (kas ağrısı) ve ateş gibi aşıya bağlı olağan yan etkiler gebe kadınlarda gebe olmayanlara göre daha nadir gözlenmiş.

Eğer aşı olan kadınlarda düşük oranı beklenenden daha yüksek olsaydı burada bir sorun var demekti,

Ancak aşı olan ve olmayanlarda oransal olarak benzer sonuçlar bulunduğuna göre komplo teorisyenlerinin hiçbir bilimsel dayanağı olmayan iddialarına itibar etmemek gerek….

Bazı kişilerce, plasenta yapısında yer alan syncytin-1 ve SARS-CoV-2 spike proteini arasındaki sözde benzerliğin, kadınlarda kısırlığa neden olabilecek immün reaktiviteyi tetikleyebileceği iddia edilmiştir.

Altta yatan düşünce ise SARS-CoV-2 spike proteinine karşı oluşan antikorların syncytin-1’ e de saldıracağı yönündeydi…

Ancak sık sık tekrar ettiğimiz gibi, bilimsel prensipler kanaat değil kanıtlar üzerine inşa edilir.

ABD’li bir tüp bebek uzmanı Dr Randy Morris, IVF tedavisi gören hastalarını aşılamanın başarılı bir hamilelik gerçekleşmesi açısından bir fark yaratıp yaratmadığını gözlemlemek için bir klinik çalışma başlattı.

Çalışmaya dahil edilen 143 kadın aşılanmış, aşılanmamış ve daha önceden enfeksiyonu geçirmişler olarak üç gruba ayrılmış,

Ve sonuç olarak başarılı bir embriyo implantasyonu ve hamileliğin başarılı bir şekilde devam etmesi açısından her üç gruptaki kadınların arasında bir fark olmadığını tespit etmiştir.

Sağlaması niteliğinde bir başka çalışmada da COVID aşısı olan kadınların, aşılanmamış kadınlara kıyasla over folikülü (yumurta) kalitesi belirteçlerinde hiçbir fark olmadığı tespit edilmiştir.

Bir diğer çalışmada ise aşı olan kadınlarda düşük riski değerlendirilmiştir.

Eğer iddia edildiği gibi SARS-CoV-2 spike proteinine karşı antikorlar plasenta için sorunlara neden olsaydı, düşükler görmeyi beklerdik pek tabii ki…

Ancak sonuçlar aşı karşıtlarını hayal kırıklığına uğratacak nitelikteydi…

Çünkü NEJM gibi çok prestijli bir bilimsel dergide yayınlanan çalışmada 2456 kadının izlemi sonucunda mRNA aşısının gebelikte düşük riskini artırmadığı gösterilmiş oldu.

Bitti mi???

Tabii ki hayır…

Bilim aşının hamilelikte güvenli olduğu konusunda oldukça net.

Kanada ve ABD’ de aşılanan hamile kadınlar üzerinde yapılan çalışmalarda,

  • Yan etkiler hamile olmayan kadınlarla benzerdi ve
  • Hamilelik komplikasyonları ve bebek ile ilgili sonuçlar genel toplumda izlenen ile benzer bulundu

Hatta ve hatta…

Olası riski geçtik; yapılan araştırmalar, hamilelikte aşılamanın bebeğe COVID’e karşı bir miktar koruma kazandırdığını da göstermiştir.

Çünkü kordon kanında ve anne sütünde bulunan antikorlar, bebekler için geçici koruma (pasif bağışıklık olarak adlandırılır) sağlamaktadır.

Gebeliğin herhangi bir aşamasında aşı olmak bu ek faydayı sağlayacaktır.

Nature’ da yayınlanan “Are COVID-19 vaccines safe in pregnancy?” (COVİD-19 Aşıları Gebelikte Güvenli Mi?) başlıklı çalışma ise aslında bu konuya noktayı koyar nitelikte…

Referans No 1: United States Food & Drug Administration. Pfizer-BioNTech COVID-19 vaccine (BNT162, PF-07302048). Vaccines and related biological products advisory committee briefing document

Referans No 2: United States Food & Drug Administration. Vaccines and related biological products advisory committee meeting December 17, 2020. FDA briefing document: Moderna COVID-19 vaccine

Referans No 3: Medicines & Healthcare products Regulatory Agency. Public assessment report authorisation for temporary supply. COVID-19 vaccine AstraZeneca, solution for injection in multidose container COVID-19 vaccine (ChAdOx1-S [recombinant])

Görüldüğü üzere aşı grubu ile aşısızlardan oluşan kontrol grubunda gebelik oranları aynı…

COVID-19 aşısı doğurganlığı azaltsaydı, aşılanan gruplarda kontrol gruplarına göre daha az kaza sonucu gebelik olurdu.

Ancak yaklaşık 80.000 kadının izleminde hamilelik şansının gruplar arasında aynı olduğu ortaya çıktı.

COVID-19 aşılarının bir kişinin doğurganlığını azalttığına dair bir kanıt yoktur.

Bu karşılaştırmadaki rakamlar hiçbir etki olmadığını belirtmek için yeterli olmayabilir,

Ancak bir etki olacağından şüphelenmek için ortada biyolojik bir neden yok ve bu temelsiz iddiayı destekleyecek hiçbir veri yok.

Kanıtlar çok sayıda.

Sonuçlar birbirini destekler nitelikte.

Eldeki veriler açık ve net.

Öte yandan çalışmalar, COVID-19’lu semptomatik hamile ve yakın zamanda hamile olan hastaların, hamile olmayan yaşıtlarına kıyasla daha ciddi hastalık riski altında olduğunu göstermektedir !!!

Ağır COVID-19 tablosu için mutlak risk düşük olmasına rağmen semptomatik COVID-19 enfeksiyonu olan hamile kadınlar ve hamile olmayan kadınlar ile karşılaştırıldığında

Yoğun bakım ünitesine yatış,

Mekanik ventilasyon ve ventilatör desteği (ECMO) ihtiyacı,

Ölüm riskinin gebelerde arttığı gözlenmektedir!!!

COVİDD-19 Aşısı ve Kısırlık İle İlgili Son Söz…

Sağlığınızı ve çevrenizdekilerin sağlığını korumak için yapılacak en iyi şey, mümkün olduğunca erken zamanda aşılarınızı tamamlamak,

Kendinizi ve çevrenizi bu engellenebilir soruna karşı korumaya almaktır!!!

Lütfen aşı karşııtlığı maskesine bürünerek kendi ticari çıkarlarının derdine düşen şarlatanlara kulak asmayın…

Rehberiniz bilim olsun!!!

Bilim;

  • Nedensellik, merak ve amaç besleyen
  • Olguları ve iddiaları deney, gözlem ve düşünce aracılığıyla sistematik bir şekilde inceleyen
  • Entellektüel ve pratik disiplinler bütünüdür…

Tüm bilim dalları evrenin bir bölümünü kendine konu olarak seçer;

Disiplinine özgü deneysel yöntemlere ve gerçekliğe dayanarak kurallar belirlemeye çalışır.

Zaten bilimin ana amacı gerçeği bulmak;

Olan biteni sistematik bir algoritma içerisinde çözümlemeye hizmet etmektir…

merak etme ve anlamaya – anlamlandırmaya çalışma, ilk çağlardan bu yana bilimsel düşünce tarzını tetikleyen ana mekanizma olmuştur.

Bilimsel çalışma metodolojisinin temel özelliklerinden bir tanesi sonuçların TEKRARLANABİLİRLİĞİ,

Bir diğeri ise geniş kitleler için de geçerli olacak şekilde GENELLEŞTİRİLEBİLİRLİĞİ’ dir…

Eğer bir bilim insanının hipotezi ve çalışması doğru ise elde edilen sonuçlar farklı koşullar altında da tekrarlanır, benzer çıktılara ulaşılır…

Yani bir nevi sağlaması yapılır !!!

Eğer çıkarımlar doğru değilse tekrarlarda tutarlı sonuçlara ulaşılmaz; bu durumda da ya tüm hipotez toptan reddedilir ya da revizyon yapılarak araştırmalara devam edilir !!!

Bilimin güzelliği de budur işte:

– Kendi kendini kontrol eder

– Sorgular

– Hata arar

– Araştırma sonuçlarına göre de gerekirse değiştirir, kendini yeniler

Siz siz olun, bilim insanlarının öneri ve tavsiyelerini dinleyin!!!

Gördüğünüz üzere COVİD-19 aşısı ve kısırlık iddiaları ayağı yere basmayan komplo teorilerinden ibaret…

Aşağıdaki yazılar da ilginizi çekebilir:


Yalnızca yeni yayınlanan yazılardan

haberdar olmak için

PaylaşıYorum listesine katılın…


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.